Melike’nin katili kim?

Melike okula gitmesi gerekirken 14 yaşında nişanlandırıldı. Üç ay sonra Melike nişanı bozunca iki aile arasında husumet başladı. Eski nişanlı ayrılığı hazmedemedi ve Melike’nin yarı müstehcen fotoğraflarını internette yayınladı. Melike’nin ailesinin adli makamlara şikâyetleri sonuç vermedi.

Bir yıl sonra Melike ailesiyle bir düğüne giderken, eski nişanlı bu kez karşısına silahla çıktı… 3 şarjör mermi, 2 tane rambo ve sustalı bıçakla… Vücuduna üç, kafasına iki kurşun isabet eden Melike hayatını kaybetti.

Melike’nin babası mahkemede katile şöyle bağırdı: “Çocuk katili!” Fotoğraflarda yetişkin, genç bir kadın gibi görünmeye çabalamış olsa da evet Melike bir çocuktu! Babanın bilmediği öldürülen kızının katili sadece eski bir “nişanlı” değildi. 15 yaşında öldürülen kız çocuğunun 14 yaşında “nişanlandırılmasına” ses çıkarmayan, okula göndermeyen, göz yuman herkesti.

***

Peki, bu çocuk neden okula gitmedi? Kim göndermedi? Kim nişanlanmasına razı geldi? Medyanın bu sorulara da yanıt bulması gerekmez mi? Üniversiteye gelinceye kadar her iki kız çocuğundan biri artık okula gitmiyor. Neden, üniversiteyi kazanamadıkları için mi? Yoksa meslek sahibi olmak yerine aileleri tarafından resmi olmayan “evliliklere” hazırlandıkları için mi? Belki de kurumlarımız bile okuma yazma bilmekle, eğitimli olmak arasındaki farkı bilmedikleri için bu çocukların geleceği olmuyor.

***

Bunları tartışmaya açmadığımız için 1970’li yılların Türkiye’sinden de geride olabilir miyiz? Çünkü o tarihlerde benim yaşımdaki kız çocuklarının hayali hep aynıydı: Okumak! Doktor, avukat, mühendis, öğretmen olmak. Yaşadıkları küçük şehirlere, kasabalara, köylere bir meslek sahibi olarak geri dönmek! Ailelerini okuyarak gururlandırmak! Bugün tahminlerimizin ötesinde bir durumla karşı karşıyayız… Türkiye’de çocuk evliliklerinin sayısı son yıllarda kademeli olarak düşse de hâlâ her yıl binlerce çocuk anne oluyor. Bunlardan bazıları 15 yaşından küçük. Kayıtlara göre toplam çocuk anne sayısı ise 8 binin üzerinde.

Melike Arıbaş

***

Ve bu durum o kadar normalleştirilmiş ki; özellikle son zamanlarda yaşları hayli küçük kız çocukları sık sık bazı haberlere konu oluyor: “13 yaşındaki kız çocuğu, kendisinden 15 yaş büyük biriyle nişanlandırıldı”, “16 yaşında evli iki çocuklu bir adama kaçtı”, “Okulu bırakıp komşusuyla kaçtı”, “15 yaşındaki kız çocuğu sosyal medyada tanıştığı adamın imam nikâhına razı geldi”, “Beş çocuklu adam 14 yaşındaki kızı ‘seviyorum’ diye alıkoydu…” Bu ülkenin kız çocuklarını okumaktan alıkoyup, böylesine dehşet verici bir şekilde geriye taşıyan ne hiç düşündünüz mü? Oysa Türkiye’de yasal evlenme yaşı 18’dir. Bununla birlikte, çocuklar ancak 17 yaşına bastıklarında ailelerinin veya yasal vasilerinin izniyle evlenebilmekte. 16 yaşındaki çocuklar ise “istisnai durumlarda ve hayati önem arz eden bir gerekçenin olması şartıyla” mahkemeden alınan özel izinle evlendiriliyor. Sorun da burada. Yasaların aile izni istisnai durum gibi gerekçelerle çocuk evliliklerine açık kapı bırakmasında.

***

Medya bu tür haberleri yaparken çocuk yaşta evliliklerin ortadan kaldırılmasının önündeki engelleri de yazmalı. Risk altındaki evlendirilmiş çocukların tespit edilmesi için gerekli kurumsal ve akademik çalışmaları kamuoyuyla paylaşmalı. Çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi ve bunlara müdahale edilmesi için yerel hizmet sağlayıcılarının kapasitelerini sorgulamalı. Eğitim personeli, din görevlileri, muhtarlar ve çeşitli sektörlerde çalışan kamu görevlilerine ve ailelere yönelik kapsamlı eğitim programlarının takipçisi olmalı. Annelere, babalara ve ergen kız ve erkek çocuklarına yönelik toplum temelli eğitimlerin çalışmalarının önemine vurgu yapan haberlere ağırlık vermeli.

Melike yaşasaydı belki birkaç yıl sonra doktor olup hayat kurtaracaktı. Şimdi düşünün bakalım Melike’nin katili kim? Şiddete eğilimli eski bir nişanlı mı? Kızını okutmayıp nişanlandıran aile mi? Aileye kız çocuklarının neden okuması gerektiğini anlatamayan, okuması için telkinde bulunmayan resmî kurumlar mı, bu haberleri normalleştiren medya mı?

Türkiye medyasının yıllardır süregelen siyaset tartışmaları, bu ülkeye bir şey kazandırmadı. Ama bu ülkenin çocuklarının geleceğini tartışmak çok şey kazandırabilir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx